|

Kalp hastalıkları
yazılı ve görsel
yayınlarda neden bu
kadar ön planda
tutuluyor?
Çünkü şu anda ve 20
yıl sonrasına kadar
bile en sık ölüm ve
hastaneye yatma
nedeni kalp
hastalıklarıdır.Sadece
Amerikada her yıl
500 000 kişi bu
nedenle ölmektedir.
Ülkemizde maalesef
avrupa ülkeleri
arasında bu yönden
en kötü durumda
olanlardan çünkü her
geçen yıl hasta
sayısı artmaktadır.
Kaç türlü kalp
hastalığı mevcut?
her kalp hastası
aynı tedaviyi mi
alıyor ?
Kalbi elektrikle
çalışan bir
biribirine yapışık
iki pompaya
benzetebiliriz(sağ
ve sol kalp).Bu
pompa nın benzin
boruları kalbin
damarları (koroner
arterler olarak
adlandırılır),
elektrik tesisatı
iletim sistemi (ritm
bozukluğu buraların
problemidir),
silindir ve
pistonlarda kalbin
kasları ve kapakları
olarak
düşünülebilir.
Hangi kısımda
problem varsa
hastalığın tablosu
farklı olur.
Ancak bu kısımlardan
birinin hastalığı
diğer bir kısmı
etkileyerek onuda
bozabilir. örneğin
kalp damarlarında
tıkanıklık hem
kalbin bir bölümünün
çalışmasına engel
olabilir hemde
kapağa yakınsa
kapağın çalışmasını
bozabilir( örneğin
miyokard infarktüsü).Bu
duruma bir başka
örnek kapaktaki
darlık kalbin
boşluklarından
birini genişleterek
elektrik sistemini
dolayısıyla ritmi
bozabilir (örneğin
mitral darlığı)
|
 |
Kalbi besleyen
damar sistemi 3
ana damar olarak
ayrılmıştır.Damarlar
kalp kasını üç
tarlaya bölmüş gibi
paylaşır, herbiri
bir tarlayı
kanlandırır.Çoğu
kişide en büyük
bölgeyi sol ana
damar besler.
Özellikle yaşlılarda
bir damarın yıllar
içinde tıkanırken,
kalan iki damardan
biri tıkalı damarın
bölgesine yeni bir
damar açabilir.Bu
durum yaşlı kişileri
büyük kalp
krizlerinden
korur.Bu durum
gençlerde pek mümkün
olmadığından gençler
kalp krizlerinde
daha risk
altındadır.
Kalbin kapakları
4 adettir ikisi
sağ kalpte ikisi sol
kalpte
bulunur.Kalp
romatizması
dediğimiz hastalıkta
en sık tutulanı
mitral kapak iken
yaşlı kişilerde en
sık bozulanı aort
kapağıdır. Kapak
kanın sadece bir
tarafa geçişine izin
vermek üzere
oluşmuştur.Eğer
kapak yeterince
açılamaz ise kanın
önünde bir engel
oluşturur bu duruma
KAPAKTA DARLIK
denir. Eğer kapak
kapalı iken
yaprakçıklar
arasında aralık
kalırsa bu aralıktan
kan tekrar geldiği
yere kaçar bu duruma
KAPAKTA KAÇAK
var denir. Her iki
durumda derecesi
yada ciddiyetine
göre kalbi yorar.
Kalbin iletim
sistemi kalbin
ortalama her saniye
başı bir defa
atmasını sağlayan,
kalbin her tarafının
birbiriyle uyumlu
olmasını sağlayan
elektrik tesisatı
gibidir.
Kalbin kasları
ömrümüz boyunca
durmadan çalışan
özel oluşmuş
adalelerdir. Bu
kasların çoğunlukla
yukarıda saydığımız
sistemlerin
hastalıklarından
etkilenir. Bazen
yukarıdaki sistemler
normalken bu kaslar
doğuştan gelen yada
alkol, ilaç gibi
sebeplerden
bozulabilir.
Gördüğümüz gibi kalp
bir araba motoru
gibi birbiri ile
bağlantılı çalışan
birkaç sistemden
oluşuyor.Dolayısıyla
her sistemin
bozukluğu önemli
yada önemsiz bir
hastalık doğurur.
Yukarıdaki
bilgiler kafa
karıştırıcı geldi,
en çok hangisini
görüyoruz?
Hem kötü hem iyi
haber.
kötü haber en
çok
karşılaşılanlar
damar tıkanıklığı
nedeni ile olanlar
(kalp spazmı veya
kalp krizi) iyi
haber bu
hastalıkları günlük
yaşamımızda
gerekli dikkati
gösterirsek çok
azaltabiliriz.
Sigaradan, alkolden
uzak
durmak,hayvansal
yağlardan
dolayısıyla
kolesterolden uzak
durmak, kilo
almamak,düzenli spor
yapmak (haftada en
az 5 gün ),şeker
hastalığı ve
tansiyonu sıkı
kontrol etmek
bunlardan
bazılarıdır.

Bu hastalıklar
önceden yani kriz
geçirmeden
anlaşılabilir mi?
Evet. özellikle
şeker ve tansiyon
hastaları, 45 yaş
üstü erkekler,
menopoz sonrası
kadınlar,
kolesterolü yüksek
olanlar, eklam
romatizması geçirmiş
olanlar ve
ailesinde (anne,
baba, kardeş) kalp
hastalığı öyküsü
olanlar önceden
başvurmalı
kontrolden geçmeli.
Bu kişilere
yapılacak muayene ve
testler henüz
şikayet yapmamış bir
hastalığı
gösterebilir.

EKG, EKO, EFOR, ANJİO ne anlama
geliyor? ne işe
yarıyor?
Bunlar hastalığın
tanısını koymamıza
yarayan SİZİN
VERECEĞİNİZ ÖYKÜ VE
BİZİM YAPTIĞIMIZ
MUAYENE YE
YARDIMCI OLAN
TETKİKLERDİR. .
Bunları kısaca
özetleyelim;
I. EKG:
Kalbin elektriksel
sisteminin durumunu
ne kadar hızda
attığını, ritm
bozukluğu olup
olmadığını, daha
önceden yada o anda
kriz geçirilip
geçirilmediğini
gösterir. Dinlenme
anında çekilen EKG
de damar tıkanıklığı
tanısı koyma şansı
düşüktür. (%40 tan
az oranda fayda
sağlar)
24 saat kayıt yapan
EKG cihazına
Holter EKG
diyoruz.Bunu da ne
zaman gelip geçeceği
belli olmayan
(örneğin.evde varken
hastaneye gidinceye
kadar kaybolan
çarpıtılar) ritm
bozuklukları ve
bayılma sebeblerini
araştırıken
kullanıyoruz.
II.
EFOR TESTİ:
Yukarıda
söylediğimiz gibi
şikayeti olan
hastalarda dinlenme
anında EKG normalse
kişiyi ilaçla,
koşturarak yada
bisiklete bindirerek
kalp zorlanır ve
hastalık bulgusu
çıkıp çıkmayacağı
ortaya çıkarılmaya
çalışılır.ancak
bu test bozuk çıksa
bile her zaman
hastalık var
anlamına gelmez!!
buna yalancı
pozitiflik
deriz. Bu duruma
özellikle 30-40 yaş
arası kadın
hastalarda çok
rastlamaktayız.
Testin normal
çıkması da kalpte
hiçbir problem
ortaya
çıkmayacağının
garantisini vermez.
III.
EKOKARDİYOGRAFİ:
Ekokardiyografi
kalbin ultrasonudur.
kalp çalışırken
ağrısız kansız bir
şekilde , kapaklarda
darlık yada kaçak
olup olmadığı varsa
ciddi olup olmadığı
, kalpte delik olup
olmadığı, kalbin
kasılması dolaylı
olarak kalp
damarlarının durumu
görüntülenir.
Bazı durumlarda
(kalpte delik
arama, kalbin
içinde pıhtı
şüphesi, yada normal
ekonun yetersiz
görünütü verdiği
durumlar gibi )
yemek borusunda
yutturulan özel bir
görüntüleyici uçla (prob)
ekokardiyografi
yapılır. Buna
transözefagiyal
ekokardiyografi
deriz.bu tetkik
normal
ekokardiyografiden
çok daha kaliteli
görüntü sağlar.
IV.
SİNTİGRAFİ:
Burada sadece
canlı kalp
hücrelerinin
kullanabileceği
zararsız miktarda
radyasyon yayan
maddeler
kullanılarak kalp
kasının canlılık
durumu ve damarlarda
darlık olup olmadığı
anlaşılır. Bu test
kalbin kanlanması
ile direkt
ilişkilidir. Kalbi
ya egzersiz yada
çeşitli ilaçlarla
zorladıktan sonra
radyoaktif madde
kana verilir. Kalp
damarları normal ise
bu madde hücrelere
eşit sürede ulaşır
ve alınan
görüntülerde kalbin
her tarafı aynı
anda boyanır.
Eğer 3 kalp
damarından herhangi
biri veya ikisinde
daralma yada tıkanma
varsa bu damarın
beslediği alana
yeterli kan dolayısı
ile radyoaktif madde
gidemeyeceği için bu
kısım alınan
görüntülerde daha
geç boyanır yada hiç
boyanmaz.
V.
ANJİOGRAFİ:
Diğer adıyla
koroner anjiografi.
Bacak yada kol
atardamarından kalbe
ulaşmak ve normal
filmde görünmeyen
kalp damarlarını
görünür hale getirip
hareketli filmini
çekmektir. ANJİO
öncekiler gibi
sadece bir
tetkiktir, kalbe
herhangi bir
müdahele
yapılmamaktadır.
Burada damar
tıkanıklığı olup
olmadığı kesin
olarak saptanır.
BALON VE STENT
yapılırken aynı yol
kullanıldığı için
genelde hastalarımız
bu yöntemler
birbiri ile
karıştırır.

VI. KORONER ANJİO
BİLGİSAYARLI
TOMOGRAFİ (MULTİSLİCE
BT, KANSIZ ANJİO)
Burada yukarıdaki
yöntemden farklı
olarak hastanın
koluna takılan
serum iğnesi ile
otomatik
bir alet
kullanılarak hastaya
opak madde (bu
madde damarı filmde
görünür hale
getirir) verilir.
Alınan görüntüler
bilgisayar aracılığı
ile 3 boyutlu hale
getirilip
değerlendirilir.
Bu işlem çok
gelişmiş özel bir
bilgisayarlı
tomografi ile
radyoloji
uzmanlarınca
yapılır. Hastanın
nefesini
tutabileceği bir
süre içinde (
yaklaşık 20 saniye)
tetkik yapılır.
Yatış
gerektirmemesi çok
kısa sürede
yapılabilmesi en
büyük avantajıdır.
Ancak bu işlemin
sağlıklı
yapılabilmesi için
kalp atışlarının
hızlı olmaması,
dakikada 60 civarı
istenir. Yüksek kalp
hızlarında tetkik
kalitesi
düşmektedir. Burada
bir problem
saptanırsa koroner anjiografi
istenebilir.

Madem anjiografi
damar tıkanıklığını
kesin olarak
gösteriyor neden her
hastadan hemen
anjio istenmiyor?
Çünkü anjio radyasyonlu olan ve
hastanın 24 saat
hastanede kalmasını
gerektiren pahalı
bir işlemdir. ölüm
riski on binde bir
(1/10,000) gibi
düşük bir olmasına
rağmen diğer
tetkiklerden daha
risklidir. Bu
nedenle göğüs ağrısı
şikayeti olan bir
kişide genelde daha
ucuz ve kolay olan
efor, eko,sintigrafi
gibi yöntemlerle
başlarız bunlarda
bir problem varsa
anjio öneririz.
Zaten bu testler
normal çıkarsa
damarda problem
çıkma şansı son
derece düşüktür.
Açıkçası bu yöntemi
hastalık bulgusu
saptadıklarımıza
saklıyoruz.

Hangi şikayetler kalp hastalığı
düşündürür?
-
Göğüste baskı
şeklinde kola sırta
yada çeneye yayılan
ağrı,
(çoğu hasta
üzerimden bir kamyon
geçiyor diye
tanımlıyor)
-
Mide bölgesinde
bütün vücudun soğuk
terlemesinin eşlik
ettiği ağrı varsa,
-
Özellikle yürümekle,
soğuk havaya
çıkmakla yada ağır
yemekle ortaya çıkan
göğüs ağrısı ya da
nefeste daralma varsa
-
Nefes darlığı ile
birlikte olan
bacaklarda şişlik
varsa
-
Sırt üstü yatınca
kötüleşen oturunca
geçen nefes darlığı
-
Çarpıntı ve bayılma
gibi durumlarla
karşılaştıysanız

Yukarıdaki gibi
bir şikayetim yoksa
ne zaman kontrolden
geçmeliyim?
Aşağıdaki
durumlarda biri
varsa hemen kontrol
olmanızı öneririz.
-
Eğer uzun süredir
sigara ve/veya alkol
kullanıyorsanız
-
Diyabet
, yada
hipertansiyon
hastası iseniz,
-
Kolesterolünüz yüksek ise,
-
Akut eklem romatizması geçirdiyseniz
-
Stresli ve hareketsiz bir yaşamla birlikte fazla kilolu
iseniz,
-
Ailenizde 45 yaşından küçük kişide kalp krizi, bypass
öyküsü, balon stent
öyküsü varsa
-
Erkeklerde 45, bayanlarda 55 yaşını geçtiyseniz
şikayetiniz olmasa
da kontrolden
geçmenizde fayda
var.

Kapak
hastalıklarının
tanısında hangi
yöntemler
kullanılıyor? Her
kapak hastası
ameliyat olmak
zorunda mı?
Kapak
hastalıklarına
muayene (kalpte
üfürüm yani normalde
duyulmayan yabancı
sesler ) ve
ekokardiyografi ile
tanı koyarız. Bazen
kalp kateterizasyonu
dediğimiz anjio
benzeri yönteme de
başvurabiliriz.
Kapak
hastalıklarının
çoğu uzun süre
şikayet yapmadan
kalabilir. şikayet
yaparlarsa bu en sık
nefes darlığı yada
çarpıntı şeklinde
olur. Şikayeti
olmayan bir kişide
de kapak hastalığı
olabilir. Bunların
ortaya konmasında
ekokardiyografi
önemli rol oynar.
Üzerinde önemle
durulması gereken
diğer bir konu, her
kapak hastalığı olan
kişide kapağa
müdahale
gerekmediğidir.
Ekokardiyografide
herkeste kabul
edilebilecek
miktarda kapakta
kaçak saptanabilir.
Bu nedenle size
kapakta yada
kapaklarda bir
kaçak olduğu
söylenirse bunun
derecesini
(minimal-
hafif-orta-ciddi
gibi ) öğrenin. İlk
amacımız hastanın
kendi kapağı ile
yaşamasını devam
ettirtmektir. Ancak
kapak hastalığı
kalbe zarar vermeye
başladıysa ki bu
ekokardiyografide
belli olur, cerrahi
müdahaleye karar
verebiliriz.
Kapak
hastalıklarına
müdahale zamanını
belirleyen en önemli
faktörler kapak
hastalığının
ciddiyeti ve kişide
şikayet yapıp
yapmadığıdır .
Burada en önemli
şikayetler 2-3 kat
merdiven çıkma, düz
yolda hızlı yürüme
kişinin eskiden
rahat yapabildiği
işleri zorlanarak
yapması yada
yapamamasıdır.
Böyle şikayetlerle
gelen kapak
hastalarında
cerrahi tedavi
gerekip
gerekmediğine
bakıyoruz kapağın
değişmesi yada
tamiri gerekmiyorsa
ilaç tedavisi ve
ekokardiyografi
takibine alıyoruz.


Çarpıntım var ne
yapmam gerekir?
Ayaktan polikliniğimize gelen
hastalarda en sık
gördüğümüz şikayet
çarpıntıdır. Burada
öncelikle şunu
belirtelim her
çarpıntı kalp
hastalığı yada kalp
krizi anlamına
gelmez (stres, ateş
yüksekliği, panik
ataklar, tiroid
problemleri de
önemli çarpıntı
sebepleridir). Bize
başvurduğunuzda
böyle tanılar
alabilirsiniz.
Özellikle aniden
gelen çarpıntılarda
kişi kendini çaresiz
hissettiği için
soluğu hastanede
almaktadır. Böyle
bir durumla
karşılaşırsanız
mümkün ise şikayet
anında en yakın
sağlık kuruluşuna
başvurup EKG
çektiriniz. Bu
şüpheliyi suçüstü
yakalamak gibi
tanıyı ve tedaviyi
kolaylaştıran bir
durumdur. Şikayet
anındaki EKG hem
zaman hem para
kaybını önemli
derecede azaltır
size en kısa sürede
tanı koydurur.o
esnada
çektiremediyseniz
yada gidinceye
kadar çarpıntı
geçti, ise size
Holter EKG takılır
ve 24 saatlik sürede
ritm bozukluğu
yakalanmaya
çalışılır.
Eğer çarpıntı kişide
bilinç kaybı,
bayılma, nefes
darlığı, göğüs
ağrısı , soğuk
terleme gibi
durumlara yol
açıyorsa mutlaka bir
kardiyoloğun
görmesini öneririz.
SİZE DAHA ÇOK VE
DAHA ÇABUK YARDIM
EDEBİLMEMİZ İÇİN
MUAYENEYE GELİRKEN
DİKKAT
EDECEĞİNİZ ÖNERİLERİMİZ :
Doktorun amacı sizi
ve varsa
hastalığınızı en kısa
sürede ve en iyi
şekilde
tanımlamaktır.
Aşağıdaki basit
kuralları yerine
getirirseniz daha
kısa sürede ve daha
tatmin edici bir
görüşme
yapabilirseniz.
Eski hasta iseniz
hastalığınızı
biliniz (en azından
ismini bilin
örneğin mitral
darlığı, aort
yetmezliği gibi).
Kendinize düşündüğünüz tanıyı değil, şikayetinizi
söyleyiniz
(örneğin: ben kalp
hastasıyım yerine
varsa göğsünüzün
ağrıdığını yada
nefesinizin
daraldığını
söyleyin. Bu
doktorunuza daha çok
şey anlatacaktır.)
Sizi en çok rahatsız eden şikayeti en önce söyleyiniz
(nefes darlığı,
göğüs ağrısı,
çarpıntı,ve benzeri
) derdinizi
gündelik hayatta
kullandığınız dil
ile arkadaşınıza
anlatır gibi
anlatınız.
Varsa ek bir hastalığınızın olup olmadığını söyleyiniz
(tansiyon , şeker,
kolesterol
yüksekliği gibi)
Tansiyon hastası iseniz kan tahlili yapılacak olsa bile ilacınız
içerek geliniz
(ilacınızı
içmediğiniz zaman
tansiyonunuz zaten
yüksek çıkacaktır!!
Bu durum size ek
fayda
sağlamayacaktır )
Önceden yapılmış tahliller filmler raporlarını getiriniz
(para ve zaman
kaybını önler)
Yan etki yapmış ilaç varsa, ismini yada ona ait bir
kutu, reçete
vs. getiriniz.
Hastalığınızla
ilgili aklınıza
takılan her türlü
konuyu doktorunuza
sorunuz. Varsa
şüphelerinizi
söyleyiniz.
 |