|
CERRAHİ ENFEKSİYONLAR
Hastane Enfeksiyonları, Hastane Enfeksiyonu
Hastane kaynaklı (Nosocomial) infeksiyonlar, hastanede
yatan hastalarda gelişen veya hastaneden edinilen
mikroorganizmalara bağlı infeksiyonlardır. Bu
infeksiyonlar hastanede kalış süresini 1-17 gün arasında
uzatmakta ve hastane masraflarının çok artmasına neden
olmaktadır. Cerrahi servislerde ve özellikle yoğun bakım
odalarında oranlar daha yüksektir. Cerrahi yara
infeksiyonları (%40), üriner sistem infeksiyonlarından
(%42) sonra en sık karşılaşılan nosokomial
infeksiyondur. Solunum sistemi infeksiyonları %14 ve
bakteriyemi %4 oranında nosokomial infeksiyon
nedenidir. Tüm nosokomial infeksiyonlarm %70'i cerrahi
hastalarda görülmektedir.

Bakteriler ve Cerrahi İnfeksiyonlar
Cerrahi infeksiyonlara sebep olan bakteriler
gram-pozitif koklar, aerobik ve fakultatif anaerobik
gram-negatif basiller ve anaerobik bakterilerdir.
Gram-pozitif koklar: Cerrahi infeksiyonlarda en sık
karşımıza çıkan gram-pozitif koklar Streptococ-cus ve
Staphilococcus türleridir.
Staphilococcus türleri içinde en sık rastlanan patojen
Staph. aureus'dur. Patojenitesindeki en önemli faktör
koagülaz üretmesidir. Ayrıca hücre duvarındaki
peptidoglikan, bölgeye lökosit göçünü engelleyerek
bakterinin üremesine olanak sağlar. Kapsülü,
opsonizasyonu engelleyerek fagositozu önler. Yüzey
polisakkaridi 'glycocalyx', bakterinin fagositoza
dayanmasını ve prostetik maddelere yapışmasını sağlar.
Ayrıca, bakterinin hücredışı enterotoksin, epidermolitik
toksin ve TSS toksin 1 (toksik şok sendromu) üretimi
patojenitesinde önemli rol oynar. Diğer hücre dışı
ürünler (lökosidin, alfa toksin, beta toksin), fagosite
edilmiş Staph. aureus'u lökosit içi sindirilmeye karşı
korurlar. Son yıllarda beta-lak-tam antibiyotiklerin
yoğun kullanımı methisiline dirençli
staphilococcusların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu
organizmaların diğer staphilococcuslardan farklı
patojeniteleri yoktur ancak direnç nedeniyle eradike
edilmeleri çok zordur. Dirençli bakteriler Vancomycin
ile tedavi edilmektedir.
Staph. epidermidis cilt florasının bir üyesidir.
Plastik kateter konulması, ventriküler şant yapılması,
eklem protezleri ve kalp kapak protezleri takılması
sonrası sıklıkla infeksiyona neden olurlar.
Streptococcuslar hücre yüzey antijenlerine göre A, B, C,
.. ve kanlı agarda oluşturdukları hemolize göre de alfa
hemoliz, beta hemoliz ve gamma hemoliz yapanlar olarak
gruplara ayrılırlar. En sık cerrahi infeksiyon nedeni
olan Strep. pyogenes A grubu beta-hemolitik bir
streptokoktur. Bu grup streptokoklar, hücre yüzey
komponentleri ve hücre dışı ürünleri ile konakçı
savunmasını zayıflatıp bakteriyel yayılmaya zemin
hazırlarlar. Hyaluronidase, streptoki-nase, streptolysin
O ve S hücre dışı enzimleri olup, bakteriyel yayılmayı
kolaylaştırır.
Enterococcus faeaılis gastrointestinal sistemin ve
vajenin normal florasını oluşturan bakterilerden
biridir. Bu grup bakteriler pelvik veya intraabdominal
infeksiyonu oluşturan patojenler arasına girdiğinde
prognoz kötü olur. Hastanede uzun süre yatan hastalarda
daha sık rastlanırlar ve cerrahi yoğun bakım
bölgelerinde antibiyotiklere gösterdikleri direnç
dolayısıyla ciddi sorunlar oluştururlar.
Aerobik ve fakultatif anaerobik gram-negatif basiller:
Gram-negatif basillerin patojenitesinden hücre
duvarındaki polisakkarid yapı (endotoksin) sorumludur.
Gram-negatif bakterilerin çoğu Entero-bacteriaceae
ailesine aittir. Postoperatif yara infeksi-yonlarında,
intraabdominal ve pelvik peritonitlerde ve apselerde
sıklıkla karşımıza çıkanlar: Escherichia, Klebsiella,
Proteus, Enterobacter, Serratia ve Providencia
türleridir.
Vibrionaceae ailesindeki Vibrio deniz ürünlerinde ve
deniz suyunda rastlanan bir bakteridir. Bakteriyemi ve
nekrotizan yumuşak doku infeksiyonlarına neden olabilir.
Pseudomonas aeruginosa uzun süre hastanede yatan ve
immün sistemi baskılanmış hastalarda, pnö-moni, üriner
sistem infeksiyonları ve yanık infeksiyonlarma neden
olur.
Anaerobik bakteriler: Bu tür bakterilerin
çoğala-bilmeleri için düşük oksijen basıncına
gereksinimleri vardır. Ağızda, vajende,
gastrointestinal sistemde yoğun olarak bulunurlar ve
infeksiyonlara genellikle bu endojen bakteriler neden
olur. Vasküler hastalıklar, soğuk, şok, nekrotik
dokular, travma, yabancı maddeler, operasyonlar, malign
hastalıklar gibi durumlarda sık olarak karşımıza
çıkarlar. Oluşturdukları bir çok infeksiyonda aerop ve
anaeroplar birarada bulunur. En sık karşımıza çıkanlar,
Bacteroides fragilis ve Clostridium türleridir.

Virüsler, Virus ve Cerrahi Enfeksiyon
Virüsler cerrahi infeksiyon nedeni olmazlar. Ancak,
özellikle transplant hastalarında immünosupresyon
sonrası dönemde sıklıkla karşımıza çıkarlar Viral
infeksiyonların tedavisi, diğerlerinin aksine, cerrahi
değildir. Son yıllarda kan ve kan ürünleriyle viral
infeksiyonların taşınması güncel bir sağlık sorunu
haline gelmiştir. Bu taşınma, hastadan sağlık
personeline veya sağlık personelinden hastaya doğru
olmaktadır. Cerrahi personelin kendisini ve hastasını
koruması cerrahinin özel ilgi alanı olarak günümüzde
ciddi kaygı nedenidir.
İnsan İmmunyetmezlik Virusu (Human Immunodeficiency
Virüs - HIV)
HIV, lentivirus ailesinden bir retrovirus ve RNA
virüsüdür. Son zamanlarda AİDS (acquired
immunodeficiancy syndrome) tanımı, HIV ile infekte tüm
hastaları kapsamaktadır.
Dünya sağlık örgütünün (WHO) verilerine göre, 2000
yılının sonunda dünyadaki HlV-pozitif sayısı 36.1
milyondur. 2000 yılında 5.3 milyon kişi HIV ile infekte
olmuş ve yaklaşık 3 milyon kişi de bu hastalık
nedeniyle ölmüştür. Bugüne kadar AIDS'den ölenlerin
toplam sayısı 21.8 milyondur. HIV infeksi-yonu için risk
grupları şunlardır: (1) homoseksüel ve biseksüel
erkekler, (2) intravenöz ilaç kullanıcıları, (3)
hemofili ve diğer koagulasyon bozukluğu olanlar, (4)
bundan önceki üç kategoride belirtilen kişilerle
heteroseksüel ilişkisi olanlar, (5) HIV-pozitif anneden
doğan çocuklar.
HIV infeksiyonu olan veya AIDS'li hastalara, infekte
olmayan hastalardan farklı ek hiçbir cerrahi hazırlık,
operasyon veya müdahale yapılması gerekmez. Yara
infeksiyon oranı HlV-negatif olanlardan farklı
değildir; ayrıca yara iyileşme sürelerinde bir farklılık
söz konusu değildir. Cerrahi endikasyonlarda fark
yoktur; ancak, bu hastalarda virüs infeksiyonuna bağlı
veya virüs infeksiyonuyla ilgili sorunlar olabilir.
Bunlar; sitomegalovirus infeksiyo-nuna bağlı barsak
perforasyonu ve peritonit, lenfo-ma veya Kaposi
sarkomuna bağlı gastrointestinal tıkanmalar ve fırsatçı
organizmalara bağlı infeksiyonlardır.
Tüm dünyada 50.000 sağlık çalışanının HIV ile infekte
olduğu tahmin edilmektedir. Sağlık çalışanlarına HIV
bulaşma yollarının diğer kişilerden farklı olmadığı ve
meslekleri nedeniyle HIV infeksiyonuna yakalanma
risklerinin düşük olduğu ortaya çıkmıştır. 1996'dan
günümüze 51 ispatlanmış, 108 olası mesleki geçişe bağlı
AİDS vakası saptanmıştır. HIV bulaşma yolları; perkütan
%84, mukokutanöz %13 ve ikisi birlikte %3 olarak
belirlenmiştir.
Genelde, cerrahi işlemler sırasında yaralanma %7
kadardır ve bunların %77'si iğne batması sonucu
olmaktadır. Yaralanmaların %89'u asistanlarda
oluşmaktadır ve cerrahi asistanları dahiliye
asistanlarına göre 6 kat daha fazla risk altındadır.
Cerrahlar arasında en fazla riskin ortopedistlerde
olduğu belirlenmiştir.
Bir diş hekiminden 6 hastasına HIV geçişi dışında,
bugüne kadar, sağlık çalışanlarından hastalara geçmiş
HIV infeksiyonu bildirilmemiştir.
Tüm dünyada HIV infeksiyonunun geçişini engellemek için
yayınlanmış rehberler mevcuttur. Çeşitli zamanlarda
güncellenmekle beraber, içerikleri aynı kalmaktadır. Bu
rehberlere uyulması geçişleri önemli oranda
azaltmaktadır.
 |