Ana Sayfa  ›  Sağlık Kenti  ›  Meme Kanserinde Risk Faktörleri ve Erken Tanı

Meme Kanserinde Risk Faktörleri ve Erken Tanı

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Meme kanseri için risk faktörlerini bilmek ve erken tanı, ilk adımdır. Korkmayın, bilinçlenin ve meme kanserinin erken tanı ile tedavi edilebilirliğinin arttığını unutmayın.  

Peki meme kanserinde risk faktörleri nelerdir ve erken tanı nasıl konulabilir?

Görülme Sıklığı
Görülme sıklığı, gelişmiş ekonomisi olan ülkelerde ve özellikle ABD, Kanada, İsveç gibi kuzey Avrupa ve Amerika ülkelerinde daha fazla artmaktadır. Son yıllarda ABD’de görülme sıklığında %1.8 artma olmakta ve her yıl 180.000 yeni hasta tespit edilmektedir. Dünyanın diğer ülkelerinde ise, bu oran %1,2’dir ve yıllık 120.000 yeni vakaya rastlanmaktadır. Görülme sıklığı ABD’de yüz binde 80-90 iken, Japonya’da 12-15’tir. 

Önemli noktalardan biri de aynı ülke sınırları içinde yaşayan ırklar arasında da görülme sıklılığının farklılıklar göstermesidir. Buna da en güzel örnek olarak ABD‘de yaşayan kadınlar gösterilmekte ve beyaz ırkta en fazla, sarı ırkta ise daha az oranda meme kanseri tanısı konulmaktadır. Hastalığın görülme sıklığı, güney ülkelere inildikçe ve sosyo-ekonomik durumu daha düşük ülkelere gidildikçe azalmaktadır ve bizim ülkemize geldiğimizde ise oran yüz binde 9.6’dır. 

Görülme sıklığı, hastaların yaşlarına göre de değişim göstermekte olduğu bilinmektedir. 30-44 yaş gurubunda ABD’de yüz binde 25, 45-49 yaş grubunda 200 iken 70-75 yaş grubunda ise oran yüz binde 463’e yükselmektedir. Erkeklerde de meme kanseri görülebilir, ancak görülme sıklığı kadınlardan 100 defa daha azdır.

Ölüm Oranı
Kadınlarda meme kanserinden ölüm, kanserden ölümlerin %18’ini oluşturmaktadır. Meme kanseri bu oranda akciğer ve kalın bağırsak kanserinden sonra 3. sıradadır ama hatırlanması gereken, 1945-1985 seneleri arasındaki istatistiklerde kanser ölümlerinin birinci sırasında meme kanserinin oturduğudur. Son yıllarda görülme sıklığında bariz artış olmasına rağmen meme kanserinden ölüm istatistiklerinde hafif bir düşme gözlenmektedir ki, bunda hastalığın tanı ve tedavisindeki gelişmeler rol oynamıştır.

Oluşum Nedenleri
İnsanlarda meme kanserinin oluşumunun tam nedeni bilinmemektedir. Değişik nedenler oluşumundan sorumlu tutulmaktadır. Oluşum nedenlerinin başlıcalarını sayacak olursak genetik, östrojen hormonu, çevresel faktörler, bazı kimyasallar, radyasyon ve virüsler meme kanserinin meydana gelmesinden sorumlu tutulmaktadır. Bu teorilerin ispatı da kobaylar ve farelerde bazı virüsler ve bazı kimyasallarla hastalık oluşturulabilmektedir.

Genetik Nedenler ve Risk Faktörleri
Ailesel hastalık, ilk defa 1866 yılında Paul Brocca tarafından bilim dünyasına bildirilmiştir. Ailesel meme kanseri oranı, meme kanserlerinin yüzde 20’sini oluşturur. Annede hastalık varsa kişinin meme kanseri ile karşılaşma riski iki misli, kız kardeşte varsa 2,5 misli arttığı bildirilmiştir. Bugünkü bilgilerimize göre; istatistiksel olarak bir bayanda meme kanseri görülmüşse, annesinde 8, kız kardeşinde 2.7, kızında ise 4,6 misli risk artmaktadır. Son yıllarda tıbbi biyoloji bilgilerimizin artması ve genetik çalışmaların sonucunda gen çalışmalarında BRCA 1 ve BRCA 2 olarak isimlendirilen iki gen bulunmuş ve bu genleri taşıyanlarda meme ve yumurtalık kanseri görülmesi oranının çok yüksek olduğu saptanmıştır. Özellikle BRCA 2 genini taşıyan kişilerde meme kanseri normal görülme yaşından daha genç ve iki memede de görülmektedir.

Endokrin Etkenler
Çocuklukta erken yaşta adet görülmesi, risk faktörü olarak görülmekte olup, her bir yıl geç adet oluşması meme kanseri riskini belirgin olarak azalttığı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Aynı şekilde erken menopoz da kanser riskini azaltmaktadır. 45 yaşından önce menopoza giren hanımlarda 55 yaşından sonra menopoza girenlere göre meme kanseri görülme olasılığı yarı yarıya azalmaktadır. Bir başka ifade ile doğurganlık hayatı kısa olan kadınlarda meme kanseri daha az görülmektedir. 40’lı yaşlarda cerrahi veya radyoterapi ile menopoza giren kadınlarda da hastalık riski daha az olduğu yine ispatlanmıştır. 

Hamilelik ve doğumun da meme kanseri ile ilişkisi uzun zamandan beri bilinmektedir. Hiç doğum yapmamış veya 35 yaş sonrası ilk doğumunu yapan kadınlarda meme kanseri riski normalden daha fazladır. Yayınlanan bir çalışmada 30 yaşından sonra doğum yapanlarda 20 yaşından önce doğum yapanlara göre kanser gelişme riski 4 defa daha fazladır. Bir başka çalışma da Danimarka’da yapılmış ve 15 bine yakın kadın incelenmiş ve doğum sayısı arttıkça meme kanseri riskinin azaldığı ortaya çıkartılmış ve her bir doğum meme kanseri riskini onda bir oranında azalttığı sonucuna varılmış ve bilim dünyasına bir makale ile duyurulmuştur. Uzun süreli emzirmenin de meme kanseri riskini azaltan bir neden olduğu Çin‘de yapılan istatistiksel bir çalışma ile ortaya çıkartılmış ve 5 sene süre ile emziren hanımlarda meme kanseri riskinin üçte bir oranında azalmakta olduğu bildirilmiştir.

Östrojen Hormonu
Östrojen hormonu, bir başka şekilde ifade edilecek olursa yumurtalıkların çalışması ile meme kanseri arasında sıkı ilişki mevcuttur ve hastalığın oluşmasında başlıca etkenlerden biri östrojendir. Hayvan deneylerinde östrojen enjeksiyonları ile meme kanseri oluşturulabilinmektedir. Menopozdaki kadınlarda uzun süre ile hormon replasman tedavisi uygulanırsa yani menopoz sonrası östrojen hormonu kullanan kadınlarda hafif de olsa meme kanseri riski artmaktadır. Ancak ilaç alımı kesildiğinde yıllar içinde risk azalmakta ve risk normal düzeye gelmektedir. Keza çok genç yaşlarda doğum kontrol hapları uzun süreler kullanılırsa da bu ilaçların östrojen içermeleri nedeniyle risk artmaktadır. Diğer cinsel hormonlar olan testosteron ve progesteronun meme kanseri riskini artırıcı olduklarını gösteren herhangi bir güvenilir çalışma yoktur.

Çevresel Faktörler
Beslenmenin ve özellikle yağdan zengin beslenmenin deney hayvanlarında meme kanseri oluşturduğu uzun zamandan beri bilinmektedir. ABD’de yapılan çalışmalarda meme kanseri görülen kadınların %50’sinden fazlasının yağdan zengin gıdalarla beslendiği ve aynı zamanda da beslenme türüne bağlı olarak şişman oldukları bildirilmiştir. İspanya’da yapılan bir çalışmada ise zeytinyağı ile beslenen kişilerde meme kanseri görülme oranının diğerlerine göre daha düşük olduğu gösterilmiştir, belki de Akdeniz ülkelerinde hastalığın daha az görülmesinin nedeni de bu beslenme alışkanlığıdır. Ayrıca bol lifli gıdalarla beslenme de risk azaltıcı bir nedendir çünkü bol posalı gıdalar dışarıdan alınan östrojenin emilmeden atılımını kolaylaştırmaktadır. Bol kalorili diyetle beslenen ve şişman kadınlarda özellikle menopoz döneminde meme kanseri riskini arttırdığı da istatistiksel çalışmalarla ispatlanmıştır.

Bir başka gıdasal risk faktörü de A ve C vitamini ile selenyum gibi antioksidan gıdalardan fakir beslenmedir. Alkol kullanımı günde 12 gr’dan fazla alkol alan kadınlarda meme kanseri riski 1.2, 24 gr alkol alanlarda ise 1.7 kat artmaktadır. Özellikle menopozdaki hanımlarda alkol kullanımı yukarıda belirtilen rakamlardan daha fazla meme kanseri riskini yükseltmektedir. 

Çocuk yaşlarda yani memenin gelişmesi devresinde radyasyonun memeye etkisi daha fazla olup genç yaşta meme kanseri gelişmesinde neden olabilmektedir. Göğüse, boyuna veya memeyi etkileyecek bir vücut bölgesine radyoterapi yapılması meme kanseri riskini 4 misli arttırır ve radyasyonun etkisini gösterme süresi 30 yıla kadar uzayabilmektedir. Tabii ki radyasyonun bu kadar etkisi olduğu öğrenildiğinde “akciğer grafisi veya mamografi gibi tanı yöntemleri meme kanseri riskini arttırır mı?” sorusunu hemen akla getirmektedir. Akciğer grafisi ve mamografi tetkiklerinde meme dokusunun aldığı radyasyon 0.0002-0.00015 santigray dozdadır, hele günümüzde geliştirilmiş olan dijital mamografi ve röntgen cihazlarında alınan doz yukarda belirtilen dozun hemen hemen yarısı kadardır. Bu da meme kanserini arttıracak bir doz olmadığı istatistiksel çalışmalarla gösterilmiştir. 

Fiziksel aktivite, meme kanseri riskini azaltan bir nedendir. Başka bir ifade ile spor yapmayan kadınlarda meme kanseri riski yapanlara göre daha fazladır. Haftada 600 kalori harcayacak şekilde orta derecede spor yapan kadınlarda meme kanseri görülme riski normalden 3 defa daha az olduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Bir başka çalışma ise, 40 yaşın altındaki kadınlarda haftada 4 saat veya daha fazla egzersiz yapan kadınlarda normal meme kanseri riski yarı yarıya düşmektedir.

Memenin Kanser Riskini Arttıran Hastalıklar
Kadınlarda çok sık görülen fibrokistik değişiklikler, meme kanseri riskini arttırmaz. Ancak bazı proliferatif (hücre üreme katsayıları yüksek) meme hastalıkları mevcuttur ki, meme kanseri riskini arttırmaktadır. Bu hastalıklar; sklerozan adenoziz, intraduktal papillom kolumnar değişiklik gösteren meme hastalıkları, lobular karsinoma insitu ve özellikle, duktal karsinoma insitu meme kanser riskini yüksek oranda arttırmakta olup, mutlaka cerrahi tedavi gerektiren durumlardır.

Erken tanı için neler yapılabilir?
 • Kadınlar 20 yaşından itibaren kendi kendini muayene etmelidir.
 • 20-39 yaş aralığında 3 yılda bir hekime meme muayenesi yaptırılmalıdır. 
 • 39 yaştan sonra bu muayene, her yıl olmalıdır. Annesi, kız kardeşi, halası, teyzesi gibi kan akrabalarında meme kanseri olanlar ise, bu muayenelere ilaveten 30 yaşında, yakınlarında meme kanseri bulunmayanlar ise 40 yaşında meme ultrasonu yaptırmalıdır.
 • 40 yaşından sonra gerekenlerde veya tarama amaçlı mamografi yapılmalıdır. 
 • 40-49 yaş aralığında bulgulara göre, 1 veya 2 yılda bir mamografi çekilmelidir.
 • Mamografi, 50 yaşından sonra ise her yıl çekilmelidir.