Ana Sayfa  ›  Sağlık Kenti  ›  Çocuklarda TV ve Internet Bağımlılığı

Çocuklarda TV ve Internet Bağımlılığı

Psikolog Nezahat Bedir
Televizyon ve internet karşısında uzun süre vakit geçiren çocuklar, gelecekte potansiyel depresyon hastalarına dönüşebiliyor. TV ve internet bağımlılığı, literatüre de girdi. Bu durumda çocukların bir süre sonra bütün hayattan izole olup, internet başında vakit geçirdiğini gözlemliyoruz. Bunu önlemek için çocuklarla inatlaşmak ve  yasaklar koymak çözüm değildir. Peki neler yapabilirsiniz?



Çocuklar adeta hipnotize oluyor
Sürekli çizgi film izlemi, çocuklarda başta dikkat dağınıklığı olmak üzere gelecekte ciddi sorunlara yol açabiliyor. Son yıllarda tematik kanalların ve çocuk kanallarının artmasına bağlı olarak, çocukların günün büyük bölümü, gün içerisinde bunları izleyerek vakit geçiriyor. Çocuklar, televizyon karşısında adeta hipnotize ediliyor. Çocuklar, bir süre sonra kendilerini çizgi film kahramanlarının yerine koymaya başlıyor. Televizyon ve internet karşısında uzun süre vakit geçiren bu çocuklar, gelecekte potansiyel depresyon hastalarına dönüşebiliyor.

Televizyon karşısında uzun süre geçiren çocuklar, sessiz kalıyor ve bu durum onların gelişimini engelliyor. Çünkü hem sessiz kalıyorlar, hem de hipnotize oluyorlar, bu da çocukları olumsuz yönde etkiliyor. Çocuklar, normal gelişimsel dönemlerine göre daha fazla uyarıcı alıyor ve dikkatleri çok daha kolay dağılabiliyor. Bir televizyon kanalındaki dikkat, en fazla 3 saniyedir, o yüzden uzun vadede dikkat dağınıklığı ve odaklanamama gibi ciddi sorunlar çıkabiliyor.

Çocuklar, çizgi film karakterleriyle kendilerini özdeşleştiriyor
Kız çocuklara yönelik çizgi filmlerdeki karakterlerin bir çoğunun, bakımlı ve güzel bir vücuda sahip olduğunu görüyoruz. Kız çocukları, anne babalar farkında olmasa bile bu durumdan çok etkilenebiliyor ve çizgi film karakterinin yaşam tarzını benimseyebiliyor. Çoğu çizgi filmde, kızlar prenses, erkekler de prens olarak gösteriliyor. Ayrıca bu çizgi filmlerde her şey çok lüks olarak sunuluyor ve bilinç altına beden algısı sokuluyor. Bedenleriyle uğraşan kızlar, kadınlar haline gelirler. Çocuk bedeniyle ilgili bakımlı olmak zorundaymış gibi bırakılıyor. Çocuğun bilinçaltına “Değerli olmak için sen de böyle olmalısın, bedenini sevmek için görselliğine önem vereceksin” düşüncesi empoze ediliyor. Çocuklar, daha küçük yaşta “Güzel olursan, beyaz atlı bir prens gelip seni alır” ya da “Bir beyaz atlı prens, nasıl olunuyor, neler yapmalıdır?’ gibi algılara maruz bırakılıyor.

Psikolojik şiddet aşılanabiliyor
Şiddet içerikli çizgi filmler ise, erkek çocukları daha çok etkisi altına alıyor. Çocuğa “Sen güçlü olmak zorundasın, fethetmek zorundasın” gibi mesajlar veriliyor.  Ekrandan çok rahat psikolojik şiddetin aşılanıyor. Bu nedenle izlenen çizgi filmlerin içeriklerine mutlaka bakılması gerekiyor.

Artık yasaklar çözüm değil
Aileler, televizyondaki çocuk programlarını, çocuklarıyla izleyip sonlandırmalı. Çok uzun zaman dilimlerinde çocukların televizyona maruz kalmaması gerekiyor. Çocuklar, CD’lerle aynı çizgi filmi defalarca izleyebiliyor. Ancak bu çizgi filmlerin içinde farklı mesajlar da olabiliyor. Günümüzdeki bazı çizgi filmlere bakıyoruz, özellikle şiddet ve cinsellik öğeleri çok fazla. Kadın ve erkek olmak gibi roller üzerine, çocuklara erken yaşta verilen uyancılarla dolu. Bunun dışında, yemek saatlerinde çocukların televizyon karşında yemek yemeleri, hem yemek alışkanlığını olumsuz etkiliyor, hem de çocuklar uzun süre uyarıcılara maruz kalmış oluyor. Daha küçük yaştaki çocuklara yemek yedirmek zor olduğu için aileler, bu yolu tercih ediyor, ama bu ailede iletişimi azaltan bir davranış. Çocukları televizyondan ayırdıktan veya izlenme saatini azalttıktan sonra o boşluğu doldurmamız gerekiyor. Bu da ailelerin çocuklarıyla vakit geçirmelerini gerektirecektir. Bu, aileleri biraz yoracaktır ama çocuklarla kitap okuyup, birlikte oyun oynayarak, o boşluklar doldurulabilir. Böylelikle televizyon ve internete çocuğun bağımlılığını azaltmış oluruz, aile içi bağlan güçlendiririz. Televizyona yasak koyarsak da çocuklar ağlayıp, isyan eder ve aileler bir süre sonra pes etmek durumunda kalır. Çocukla konuşup ‘Ne yapalım’ diye sorarak ortak bir çalışma yapılması sağlanabilir.

İnternet bağımlılığı literatüre girdi
Hızla gelişen teknolojiyle internet, her alana yayılmış durumda. İnternet bağımlılığı literatüre de girdi. Bu durumda çocukların bir süre sonra bütün hayattan izole olup, internet başında vakit geçirdiğini gözlemliyoruz. Bunu engellemek için inatlaşmak ise çözüm değil. Çocuğa interneti yasaklayan anne ve babalar, ellerinde telefon, tablet bilgisayarlarla vakit geçirirse onun bir anlamı olmaz. Cep telefonlarının da evde kullanımını azaltmalıyız. Çocuklar öğrendikleri model üzerinden gider, siz bilgisayar ve cep telefonunu ne kadar az kullanırsanız, çocuk onu görüp daha az kullanmaya yönelir. Bu internet ya da cep telefonunun tamamen kullanımını iptal etmek anlamına gelmemeli. Çünkü çocuk okula gittiğinde, arkadaşları onu kullanıyor olacak. Siz evde çocuğa yasak koyarsanız, bir süre sonra çocuk internet kafelere ya da arkadaşlarına gider, bunu kaçarak yapar, bu da çocuk ve aile arasında ciddi bir inatlaşma sürecine girer. Beyin boşluk kabul etmez, çocuğun interneti çok fazla kullanmasını istemiyorsanız, buna alternatif olarak farklı şeylerle bu boşluğu doldurmanız gerekiyor. Çocuk interneti kullanmayacaksa ve evin içinde oturacaksa bu çocuğu sıkar, bu nedenle çocuğun sosyal aktivitelerini arttırmamız gerekiyor.