Kliniklerimiz › Nükleer Tıp
Ana Sayfa  ›  Kliniklerimiz  ›  Nükleer Tıp  ›  Radyasyon ve Korunma

RADYASYON NEDİR? 
Radyasyon, ışıma demektir. Tüm ışıma tipleri, bir tayfın ya da spektrumun içinde yer alır. Bu tayfın içinde sırasıyla;
En ucunda; atomun çekirdeğinden kaynaklanan Alfa, Beta ve Gama ışınları yer alır, insan sağlığına zararı tartışılmaz. 
Alfa, beta ve gama ışınlarının yanında, atomun elektronlarından kaynaklanan X ışınları bulunur ve yine insan sağlığına zararlı olduğu bilinir. 
UV - ultraviyole - mor ötesi ışınlar: Başta cilt kanseri olmak üzere birçok zarara yol açabilir.
Görünür ışık bölgesi, gökkuşağında yer alan 7 rengin bulunduğu, insan gözlerinin, optik sisteminin ve beyninin algılayabildiği ışık dalga boyuna denk düşer. Direkt olarak göze çok yüksek şiddette uygulanmadığı sürece bir zararı bilinmemektedir. Tam aksine çevremizi görebilmek için görünür ışığa ihtiyacımız vardır. Görünür ışığın "zararsız ışınım" sınıfına girdiği söylenebilir.
IR-infrared-kızıl ötesi ışınlar: Isınmamızı sağlayan dalga boyları, burada yer alır. Örnek olarak mangal, kömür sobası, kalorifer peteği, elektrikli IR ısıtıcılar verilebilir. Bu bandda yer alan radyasyon da zararsız kabul edilir. 

Spektrumun nihayet “IR bölgesi altı” olarak da adlandırılan diğer ucunda ise mikrodalga ve radyo dalgaları bulunur. Bu bandaki elektromanyetik radyasyon kaynaklarına cep telefonu, baz istasyonları ve mikrodalga ısıtıcılar örnek verilebilir. Bu kaynakların yakın ve yüksek güçte olması, IR gibi vücutta ısınmaya sebep olur. Ancak bu ısınma deriye değil, vücudun derinliklerine işleyebildiğinden hem hissedilmesi zordur, hem de bu aşırı ısınma insana zararlı olabilir.

Tüm bu tanımlardan sonra kabaca iki çeşit radyasyonun varlığından bahsedilebilir: İyonizan radyasyon ve iyonizan olmayan radyasyon. Hücrenin yapısında bulunan kimyasal bağları etkileyip kopartabilecek güçte ve yapıdaki radyasyona “iyonizan radyasyon” denir. İyonizan radyasyondan tıpta görüntüleme, teşhis ve tedavide yararlanılır. Bu noktada doktorun kar-zarar hesabını yaparak tetkik endikasyonunu koyması ve tedavileri planlaması önem kazanmaktadır. Eğer hastanın ilgili yöntemden elde edeceği fayda mesela bir kalp hastalığının erken teşhisi, kanserin evrelemesi, anevrizmanın tedavisi gibi, hastanın bu tetkikten göreceği olası zarardan fazla ise, elbette ki doğru olan bu zararın göz ardı edilmesidir. Ancak gereksiz yapılan tetkiklerin de zamanla kümülatif hasarlara sebep olması söz konusu olabilmektedir.

RADYASYONDAN NASIL KORUNABİLİRİZ?
En net yanıt: bilinçlenerek… 

Öncelikle tıbbi alanda kullanılan radyasyon için zaten sağlık görevlileri gerekli bilgilendirmeleri yapıp, önlemlerini alacaktır. Burada asıl söz konusu olan, evimizde, cebimizde, yanı başımızda bizler için farkında olmadığımız, gizli tehditleri doğru tanımlayabilmektir.

Hepimizin elinden düşüremediği, artık neredeyse 5. uzvumuz haline gelen cep telefonları, bilgisayar ekranları, internet ağ sağlayıcıları, baz istasyonları, mikrodalga fırınlar hatta saç kurutma makineleri vb. asıl gizli tehditleri oluşturmaktadır. Doğada istisnasız bir şekilde, elektrik akımının bulunduğu her alanda elektromanyetik alan da bir madalyonun iki farklı yüzü gibi, bir bütünün parçaları olacak şekilde yer alır. İnsanın yapıtaşı olan hücreye baktığımızda ise asıl yaşam kaynağı ve “can” dediğimiz enerji akışını sağlayan şey, iyon kanalları ve bu iyon kanalları üzerinden işleyen elektriksel devrelerdir. Yani kısaca insan vücudunun tamamının bir elektriksel devre ve elektromanyetik alandan oluştuğunu, etrafımızda var olan tüm elektromanyetik alanlarla da gözle görülemez, anlık olarak hissedilemez de olsa sürekli olarak bir etkileşim içinde bulunduğu şüphe götürmez bir gerçektir. 

Radyasyondan korunmada üç temel prensip vardır:

1- Zaman: Zaman, mutlaka sınırlandırılmalıdır: Ne kadar kısa süre, o kadar az maruziyet. 

2- Mesafe: Radyasyon kaynağından ne kadar uzak durursanız, etkisi matematiksel olarak mesafenin karesi kadar azalır: Ne kadar uzak, o kadar az maruziyet.
3- Zırhlanma: Bu seçenek, daha çok evde ve gündelik hayatımızda gerçekleştirebileceğimiz bir yol değil. Bu prensipte duvarların veya radyasyon kaynağının kurşun ile zırhlanması söz konusu ki, bu durum ancak tıbbi merkezlerde gerçekleştirilebilir. Kaldı ki alfa, beta, gama ve X ışınları kurşun zırhlarla durdurulabilse dahi düşük yoğunluklu elektromanyetik alanlar kurşun zırhın da ötesine geçebilmektedir. 

GÜNLÜK HAYATIMIZA DAİR PRATİK ÖNERİLER 
 • Cep telefonunu üzerinizde taşımayın, kulaklıkla kullanın.
 • Üzerinizde taşıyacaksanız, tuş takımının bulunduğu taraf dışarı baksın, böylece dalgaların vücudunuza değil dışarı doğru yayılmasını sağlarsınız. 
 • Konuşmalarınızı kısa tutun, konuşurken sık sık kulağınızı değiştirin, karşı taraf açmadan telefonu kulağınıza götürmeyin. 
 • Sinyal seviyesi düşük olduğunda telefonla konuşmayın. 
 • Arabada veya yolculuk sonrasında telefon baz istasyonlarını yakalamak için daha çok dalga yayacağından telefonla konuşmayın.
 • Gece yatarken cep telefonunu baş ucumuzda ve açık bırakmamak, açık bırakmak zorundaysak en az 2 metre mesafe bırakmak, yine gece uyurken wi-fi bağlantısını kapatmak en kolay ve önemli adımlardır. 
 • Bilgisayar ekranı ile aranıza en az 50 cm mesafe bırakın. 
 • Televizyon ile ise aranızda en az 2 metre mesafe bulunsun. 
 • Çok yoğun kablo donanımlarını yaşam alanlarınızda fazla zaman geçirdiğiniz yerlerde ya bulundurmayın ya da uzak bir konumda yerleştirin. 
 • Baz istasyonlarının menzili 300-400 metreye dek yayılabilir ve bu merkezler, asıl hasarı düşünülenin aksine tam altlarındaki bölgeye değil belli bir mesafeden sonraki bölgeye vermeye başlarlar. Dolayısıyla ev seçerken baz istasyonu ile ilişkisine dikkat etmek gerekir. 
 • Bir başka önemli konu da yüksek gerilim hatları. Yüksek gerilim hatlarının yarattığı elektromanyetik alanın kemik iliğini etkilediği ve kan kanseri ve lenf kanserine sebep olduğu ispatlanmış durumdadır.  Yaşam alanlarımızın yakınında yüksek gerilim hatlarının bulunması risk taşımaktadır. 
 • Kullanılmayan elektrikli ev aletlerini stand-by konumunda tutmak yerine fişten çekin. 
 • Ek olarak seçilecek cep telefonlarının düşük SAR değerlerine sahip olması da önemlidir. (SAR:) SAR değeri yani spesific absorption rate, Türkçesi ile özgül soğurulma oranı cep telefonu kullanırken vücudun emdiği radyasyonun enerjisinin ölçüsüdür. 
 • Cep telefonlarının yaydığı radyasyonun dalga boyu ile rezonansa giren ve bu radyasyonun emisyonu veya hasar vermesini önleyen pocket-safe’leri kullanmak bir başka seçenek olabilir. 
 • Günlük hayatta kullandığımız mikrodalga fırınların da birer saatli bomba olduğunu mutlaka akılda tutmakta fayda var. Ya kullanmayın ya da kullanmak zorundaysanız çalışırken en az 1 metre mesafede durun.

 • Saç kurutma makinesi yine çok bilinmeyen, masum görünen gizli tehditlerdendir. Mümkünse uykudan hemen önce kullanmayın. 

GÜNLÜK HAYATTA KULLANDIĞIMIZ ARAÇLARIN ETKİLERİ

Amerikan Pediatri Akademisi ve Kanada Pediatri Derneği, 0-2 yaş aralığındaki bebeklerin teknolojiden uzak tutulması gerektiğini ve teknoloji kullanımının 3 ile 5 yaş arasındaki çocuklarda günde en fazla bir saat, 6 ile 18 yaş arasındaki bireylerde günde iki saatle sınırlandırılması gerektiğini belirtmiştir. 

0 ile 2 yaş arasında bebeklerde beynin büyüklüğü üç katına çıkar ve 21 yaşına kadar bu hızlı gelişim devam eder. Erken beyin gelişimi, çevresel uyaranlar ya da bunların eksikliğiyle belirlenir. 

Küçük çocukların cep telefonu ile konuşması ve internetle çok zaman geçirmesi çok ama çok risklidir. Çünkü çocukların kafatası incedir ve radyasyon onların beynini daha çok etkiler. Ayrıca vücutları elektromanyetik dalgaların dalga boyları ile uyumludur ve daha çok radyasyon emerler. Ne kadar erken yaşta kullanmaya başlarlarsa toplam uzamış etki de o denli fazla olacaktır. 

Teknolojik cihazlarla fazla zaman geçirmenin gelişimsel gecikme, yaygın obezite, uykusuzluk, çocuk depresyonu, anksiyete, dikkat eksikliği, otizm, bipolar bozukluk ve sorunlu çocuk davranışlarının artışı, saldırganlık, dikkat ve konsantrasyon eksikliği, bağımlılık ve gerçek- yakın insan ilişkilerinde kopma, ayrışmaya sebep olduğu bilinse de bu yazının asıl konusu olan radyasyon maruziyetinin detaylarına bir bakalım. 

2011 yılının Mayıs ayında, Dünya Sağlık Örgütü cep telefonlarını radyasyon emisyonu nedeniyle 2B kategorisinde sınıflandırmıştır. Yani OLASI KANSEROJEN!

RADYASYON MARUZİYETİ NELERE YOL AÇAR? 
 • DNA zincirinde kırılmalar
 • Hücre zarındaki iyon kanallarında geri dönüşümsüz bozulmalar, bu bozulma sonucunda hücre ölümü
 • Kırmızı kan hücrelerinde deformasyon
 • Bağışıklık sisteminde bozulma
 • Sperm sayısında azalma
 • Kronik yorgunluk
 • Kontrolsüz şekilde ısı şok proteini üretimi sonucu beynimizi koruyan kan beyin bariyerinin hasar görmesi
 • Kanser; beyin tm, tükrük bezi tm, lösemi, lenfoma
 • Duyma bozuklukları, kulak çınlaması, kulak bölgesinde ısınma
 • Astım ve alerji
 • Görme alanı bozuklukları
 • Artmış Alzheimer riski
 • Yüksek tansiyon
 • Sinir sıkışmaları
 • Kalp pilinin bozulma riski
 • Üreme bozuklukları, düşük riskinde artış, embriyo gelişiminin zarar görmesi
 • Hiperaktivite

Unutmayınız ki kişinin en iyi doktoru kendisidir ve korumak, tedavi etmeye çalışmaktan çok daha kolaydır.