Kliniklerimiz › Üroloji
Ana Sayfa  ›  Kliniklerimiz  ›  Üroloji  ›  Orgazm Bozuklukları

Orgazm bozuklukları, sıklıkla psikolojik nedenlere bağlıdır. Ayrıca sinir sistemini tutan bazı hastalıkların belirtisi ve ilaç yan etkisi olarak görülebilir. Hiç ejakülasyon olmaması durumuna “anejakülasyon” adı verilir. 

Anejakulasyon ile başvuran hastada orgazm sorgulanmalıdır. Orgazm yokluğunda durum “anorgazmi” olarak adlandırılır. Orgazm sorunu olmayan hastalarda ise, orgazm sonrası idrarda sperm varlığı araştırılır. İdrar örneğinde sperm bulunursa, durum “retrograd ejakulasyon” olarak tanımlanır, yokluğunda ise “gerçek anejakulasyon” söz konusudur. Gerçek anejakulasyona “aspermi” de denir.
Anejakulasyon, sıklıkla bir başka hastalığın belirtisidir, altta yatan gerçek sorun, iyi bir klinik öykü ve fizik muayene ile ayırt edilebilir. Geçikmiş ejakülasyon ve retrograd ejakülasyon ile karıştırılmamalıdır. Geçikmiş ejakülasyon, erkek seksüel fonksiyon bozuklukları içinde en az rastlanılan ve anlaşılmış bozukluktur. Retrograd ejakülasyonda ise, meni dışarı atılamaz ama mesaneye geri kaçar ve orgazm gerçekleşir.

Anejakülasyona yol açan etkenler
Diyabet ve multipl skleroz gibi hastalıklarda otonom sinir sisteminin tutulmasına bağlı anejakülasyon ortaya çıkabilir. Bu durumdaki hastalarının tedavisi zordur. Bu hastalar ancak yardımcı üreme tekniklerini kullanarak çocuk sahibi olabilirler. Yöntemlerden biri, prob yardımı ile rektal yoldan uygulanan elektrik uyarısı (rektal prob elektroejakulasyon) yaklaşımıdır. Bununla birlikte, uzun süreli diyabeti olan hastalarda vaz deferens ve ejakulatör kanallarda kireçlenme ve buna bağlı tıkanıklık meydana gelir. Böyle bir durumda elektrik uyarıları ile kas kasılmaları ve spermin ileri doğru transferi de mümkün olmaz, bu durumda epididimden veya testisten sperm aspirasyonu ile canlı sperm elde edilmeye çalışılır. Başarı sağlanamazsa testis biyopsisi ile sperm elde etmek yoluna gidilir.

Omurga travmaları bir diğer anejakülasyon nedenidir. Travmanın seviyesine göre tedavi biçimi değişir. Penisin vibrasyonla uyarılması yöntemi ile ejakülasyon sağlanabileceği gibi bu tedavinin başarısız olduğu hastalarda rektal prob elektroejakülasyon sistemi ile ejakülasyon sağlanabilir. Bu yöntemin de başarısız olduğu hastalar için kullanılabilecek alternatif diğer yöntemler, epididimden veya testisten sperm aspirasyonu ve testis biyopsisi ile cerrahi sperm elde etmedir.

Retrograd ejakülasyona da neden olan ana atardamarlara yapılan cerrahi girişimler, karın arka kısmında omurgaya yakın lokalizasyonlarda gerçekleştirilen operasyonlar ve pelvis cerrahisi sırasında oluşmuş sinir hasarının derecesine bağlı olarak anejakülasyon da ortaya çıkabilir. Bunun dışında erken evre prostat kanseri tedavisi için yapılan radikal prostatektomi operasyonu sonrasında prostat ve seminal veziküllerin çıkarılmasından dolayı fonksiyonel anejakülasyon durumu ortaya çıkar.
Ejakülasyon bozukluğuna neden olan diğer operasyonlar; kalın bağırsak kanseri nedeni ile yapılan büyük karın operasyonları ve karın yolu ile yapılan omurga cerrahisidir. Operasyon sırasında meydana gelen sempatik sinir hasarına bağlı olan bu tür ejakülasyon bozukluğunun düzelmesi ve tedavisi zordur.

Retrograd ejakülasyona neden olan ilaçlar anejakülasyonu da neden olabilmektedir. Tedavide neden olan ilacın kesilmesi önerilir.
Yaşlanma, penis hassasiyetinin azalması, boşalma refleksinin duyarlılığında azalma, alkol ve seksüel hormonlardaki bozukluklar da geçikmiş ejakülasyona ya da anejakülasyona neden olabilir.

Genellikle adrenerjik etki gösteren ilaçlar ile tedaviye başlanır. Bazen bu tedavi anejakülasyon durumunu retrograd ejakulasyona çevirir. Bu ilaçların tedavi başarısı seminal vezikül, vaz deferens ve mesane boynuna ulaşan sinirlerin sayısı ve sağlamlığına bağlıdır. Medikal tedavi başarısız ise yardımcı üreme tekniklerinde kullanılacak sperm, rektal prob elektroejakülasyon yöntemi ile elde edilebilir. Bu yöntem, hafif genel anestezi altında ritmik olarak uygulanır. Gittikçe artan şekilde voltaj verilerek (0–25 V), ejakülatör refleks uyarılır.


Retrograd Ejakülasyon
Orgazm olma fonksiyonları normal ama ejakülasyonu olmayan hastaların bir kısmında meni ejakülasyon sırasında mesane boynunun kapanmasındaki yetersizliğe bağlı olarak mesaneye kaçar ve bu durum “retrograd ejakülasyon” olarak tanımlanır. Retrograd ejakülasyonun gerçek sıklığını saptamak zor olmak olmakla birlikte, ejakülasyon olmaması yakınması ile başvuran hastaların yaklaşık %14-18’inde görülmektedir. Tanı için orgazm sonrası meni gelmemesi öyküsü ile mastürbasyon sonrası alınan idrar örneğinde sperm hücresi görülmesi gereklidir. 

Anejakülasyona yol açan etkenler
Sistemik hastalıklar, sinir sistemi hastalıkları, cerrahi müdahale sonrası veya ilaçların neden olduğu durumlar gibi çok farklı nedenleri vardır.

Retrograd ejakülasyon, ender olarak doğumsal bazı gelişme bozukluklarına bağlı olabilir, bununla birlikte daha sıklıkla iyi huylu prostat büyümesini tedavi etmek amacıyla transüretral yoldan yapılan çeşitli prostat operasyonları sonrası –bu operasyonların beklenen bir komplikasyonu olarak- ortaya çıkar. Bu operasyonlarda mesane boynu kesilir, bu mesane boynundaki kasların bütünlüğünü bozar ve işlevini bozar, bundan dolayı da meninin geriye kaçmasını engelleyemezler. 

İyi huylu prostat büyümesi tedavisinde kullanılan ilaçlar da benzer mekanizma ile retrograd ejakülasyona neden olur, ilaç kesildiğinde ortaya çıkan bu yan etki kaybolur. Birçok hasta prostat operasyonları sonrası gelişen retrograd ejakulasyon komplikasyonunu orgazm olamama veya iktidarsızlık ile karıştırır. Transüretral prostatektomi operasyonu (TURP) sonrası bu durum %80 olasılıkla ortaya çıkarken, aynı amaçla yapılan mesane boynu insizyonu (TUIP) operasyonundan sonra %35 olasılıkla ortaya çıkmaktadır. 

Diyabete bağlı otonom sinir sistemi bozukluğu bir diğer retrograd ejakulasyon nedenidir. Özellikle uzun süredir diyabet hastalığı olanlarda otonom sinir sistemi bozukluğu (diyabetik nöropati) sonucunda meydana gelmektedir. Diyabetik nöropatide ejakulasyon sırasında mesane boynunu kapatan kaslara ulaşan sinirlerdeki fonksiyonel yetersizlik retrograd ejakulasyona neden olur. Diyabet hastalarında retrograd ejakulasyon %32 gibi oldukça yüksek oranda görülmektedir. Bu komplikasyonun daha ciddi şeklinde, sinir sistemindeki bozuk fonksiyon sonucu vaz deferens ve seminal veziküllerin kasılma fonksiyonları kaybolur durum anejakulasyona ilerleyebilir.

Pelvis, karın ve omurga operasyonları ya da yaralanmaları sırasında oluşan sempatik sinir sistemi hasarı sonrasında ortaya çıkabilir. 
Kanser veya enflamasyonla kendini gösteren bağırsak hastalıkları nedeniyle yapılan kalın bağırsak operasyonları, testis kanseri nedeniyle yapılan lenfadenektomi gibi büyük cerrahi girişimler sonrası ve omurganın iyi huylu hastalıkları için karın yoluyla yapılan cerrahi girişimler sonrası, sempatik sinir sisteminin etkilenmesi ile retrograd ejakulasyon veya anejakulasyon meydana gelir. 
Çocukluk çağında pelvis bölgesinde ortaya çıkan doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi girişimler ile de yüksek oranda retrograd ejakulasyon veya anejakulasyon oluşur. Bu hastalarda ejakülasyon bozuklukları doğumsal anomalinin çeşidine (kloakal ekstrofi, imperfore anüs) veya anomalinin düzeltilmesi için gerekli olan cerrahi girişime (ekstrofi/epispadiyas onarımı, mesane boynu rekonstrüksiyonu) bağlı olabilir.

Medikal tedavide amaç adrenerjik ilaçlar verilerek mesane boynunun kapanmasını sağlamaktır. Adrenerjik ilaçlar tedavide kullanılan temel ilaçlardır. Eğer ilaç tedavileri başarısız olursa, çocuk sahibi olmak için sperm elde etme teknikleri ile birlikte yardımcı üreme teknikleri kullanılabilir. 

Ejakulatör Anhedonya
Fizyolojik olarak ejakulasyon meydana gelmesine karşın, zevk alamama veya orgazm olamama durumudur. Ejakülasyon ve orgazm, genellikle birlikte olmasına rağmen iki ayrı fenoman olduğu unutulmamalıdır. Ejakülasyon cinsel organlarda gerçekleşirken orgazm ejakülasyona bağlı bir durum olsa bile beyinde gerçekleşen bir olaydır. Hastanın medikal ve seksüel öyküsünün, özenli bir fizik muayenesinin yapılması ve bir seks terapisti tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Tüm hastalarda serum testosteron hormonu düzeyi ölçülmelidir. Testis fonksiyonlarında yetersizlik olduğu düşünülen hastalarda FSH, LH ve serum prolaktin hormonları düzeylerine de bakılmalıdır. Günümüzde bu sorunu sinirsel, psikolojik ve endokrinolojik mekanizmalarla açıklamak mümkün değildir. Kronik hastalıklar, tiroid bezi hastalıkları ve hipofiz bezi bozuklukları gibi pek çok organik problem istek kaybına neden olabilmektedir. Yine depresyon tedavisi için kullanılan ilaçların da bu tür yan etkilere neden olabileceği unutulmamalıdır.

Anorgazmi
Orgazm cinsel zevkin doruğa ulaşması ya da cinsel temasta zevkin zirvesi olarak tanımlanır. Anorgazmi ise orgazma ulaşamama durumudur. Anorgazmi, farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Kişi yaşam boyu hiçbir zaman orgazm olmamış ya da yaşam boyu cinsel aktivite sırasında zirveye ulaşmada çok gecikmiş ve zorlanmış olabilir. Normal orgazma sahip erkeklerin zamanla bun yetilerini kaybetmesi biçiminde de görülür.

Primer veya psikolojik olarak da bilinen doğumsal anorgazmi, aynı anda nadir görülen bir bilinçli anajekulasyon nedenidir. Özellikle gece emisyonlarının (gece kendiliğinden boşalma ile meni gelmesi) varlığında primer anorgazmi, sıklıkla sosyal, kültürel ya da dini nedenlerle baskı altında büyüme gibi psikolojik nedenlere bağlıdır ve uyaranlara normal seksüel yanıtta azalma eşlik eder Nedenin çocukluk çağında alınan eğitimlerle oldukça ilişkili olduğu düşünülmektedir. Ebeveynlerin çocuktan beklentisinin çok olması ve ebeveynin çocukla iletişiminin zayıf olması sonucu ortaya çıkar. Primer anejakulasyonun tedavisi zordur. Bu hastalar vücutlarının duyusal uyarılmalarını yetersiz algılamaktadırlar. Tedavi genellikle sadece çiftler çocuk istediklerinde gereklidir. Psikoterapi etkili olabilir. Cinsel eğitime bilgilendirme ile başlanır. Bunu sistematik gevşeme ve duyusal odaklanma egzersizleri içerin bilişsel davranış tedavisi izler. Çocuk sahibi olma sorunları, prostat masajı, gece emisyonun toplanarak aşılama için kullanılması, penil vibratör ile uyarı, rektal prob elektroejakulasyon ve mikro cerrahi sperm aspirasyon gibi tekniklerle bir veya daha çok tedavi sonrasında çözümlenebilir.

Ağrılı Ejakülasyon
Bu sık görülmeyen klinik durum, psikolojik ve organik nedenlere (akut ve kronik prostat enfeksiyonları gibi) bağlı ortaya çıkabilir. Prostat enfeksiyonu öyküsü olan 163 hastada %69 oranında ejakulasyon öncesi ya da sonrasında ağrı bildirilmiştir. Özellikle akut prostat enfeksiyonu tedavi edilmelidir, ancak prostat enfeksiyonlarında tekrar etme ve kronikleşme olasılığı vardır. Ağrı ve kanlı ejakulata yol açan ejakülatör kanal tıkanıklıkları, enflamasyon ve taşlar endoskopik rezeksiyon ile tedavi edilebilir. 

Düşük Ejakülat Hacmi
Sıklıkla çocuk sahibi olma sorunu olan erkeklerin değerlendirmesinde ortaya çıkar. Özellikle 1 ml den düşük olan hacim varlığında araştırma gerektirir. Seminal sıvı oluşumu erkeklik hormonu ile beyinden salgılanan LH ve FSH gibi üreme hormonlarının yeterli miktarda olmasına bağımlıdır, bahsedilen hormonların salgılanması yetersizse veya bu hormonları baskılayan ilaç kullanımı söz konusu ise semen hacminde azalma, bazen de anejakulasyon ortaya çıkabilir. Üretra darlığı, ejakulatuar kanal tıkanıklığı, seminal veziküllerin doğumsal anomalileri (vas deferensin olmaması gibi) ve diyabet veya geçirilmiş cerrahi girişimler sonrası kısmı sinir sistemi bozuklukları bu duruma neden olabilir.