Kliniklerimiz › Üroloji
Ana Sayfa  ›  Kliniklerimiz  ›  Üroloji  ›  Çocuk Ürolojisi Ünitesi

Çocuk Ürolojisi’nin uğraşı alanına çocukların anne karnındayken tanı konulan böbrek ve mesane problemleri ile doğumdan sonraki hayatlarında gelişebilen tüm ürolojik hastalıkların tanısı, tedavisi ve takibi girmektedir. 

Kent Hastanesi’nde 0–16 yaş grubundaki çocukların ürolojik rahatsızlıklarının tanı ve tedavisi için Üroloji Kliniği bünyesinde Çocuk Ürolojisi Ünitesi oluşturulmuştur. Bu ünite, Avrupa Çocuk Ürolojisi Uzmanlık Belgesi’ne sahip bir öğretim üyesinin sorumluluğunda hizmet vermektedir. Bebek ve çocuk hastaların tedavisinde kapalı ameliyat olarak bilinen “laparoskopik” ve “endoskopik” yöntemler başarı ile uygulanmakta ve bu sayede çocukların operasyon sonrası ağrı ve hastanede kalış süresi en alt düzeye indirilirken, ameliyat yerinin kozmetik görüntüsü elde edilmektedir.

Çocuklarda Ürolojik Rahatsızlıklar

İnmemiş Testis
Erkek çocuklarda çok sık karşılaşılan bu durum, testislerden birinin ya da her ikisinin  skrotumda (halk dilinde torba) olmamasıdır. Testis çoğunlukla kasık kanalının içinde kalmıştır, ancak bazı vakalarda batın içerisinde de kalmış olabilir. Nadiren de testis hiç oluşmamış olabilir. Zamanında doğan erkek bebeklerin yaklaşık %3’ünde karşılaşılır ve buların bir kısmı 1 yaşa kadar kendiliğinden torbaya inebilir. 1 yaşındaki erkek bebeklerin %1’inde inmemiş testis durumu mevcuttur ve bu dönemden sonra kendiliğinden torbaya inme olasılığı pek kalmaz ve tedavi gereklidir. Prematüre yani zamanından önce doğan erkek bebeklerde ise inmemiş testis görülme sıklığı, normal bebeklere göre yaklaşık 10 kat daha fazladır. İnmemiş testislerde ısı düzensizliği nedeniyle testislerin sperm üretme fonksiyonları bozulabilir. Tedavi edilmemiş çocuklar, üreme çağına geldiklerinde ciddi oranda kısırlık problemi yaşayacaklardır. Kısırlığa sebep olan testisteki etkisini 6. aydan sonra göstermeye başladığından, inmemiş testisli çocukların tedavileri, 6. aylarından sonra gerçekleştirilmelidir. Bebek 6 aylık olduktan sonra testisin kendiliğinden torbaya inmesini beklemek çok anlamlı değildir ve kısırlık açısından risk taşımaktadır. Kısırlık dışında inmemiş testislerin ileride testis kanseri geliştirme riski de daha fazladır. Özellikle batın içindeki testislerin tedavi ile torbaya indirilmesi kanser gelişme durumunda erken tanıya olanak sağlayacağından çok önemlidir. Tedavide çocuğun yaşına göre ve testisin bulunduğu bölgeye göre hormonal ya da cerrahi tedavi planlanabilir. İnmemiş testise kasık fıtığı çok sık eşlik etmektedir ve cerrahi sırasında her iki durum beraberce düzeltilir. Çocuk Ürolojisi’nde uzmanlaşmış hekimlerin cerrahi yöntem olarak yaklaşımları “bıçaksız yöntem” olarak bilinen “laparoskopik” cerrahidir. Bu sayede tedavi ağrısız ve günübirlik olarak gerçekleştirilmektedir.

Hipospadias (Peygamber sünneti, yarım sünnetlilik)
Penisin doğumsal bir hastalığıdır. Sünnet derisinin eksikliği ve beraberinde idrar deliğinin penisin alt kısmına açılması şeklindedir. Çocuğun düzgün bir şekilde idrar yapmasına engeldir ve bazı vakalarda şiddetli penis eğriliğine ve şekil bozukluğuna sebep olan bantlar içerebilir. Tedavide idrar deliği penisin uç kısmına getirilir ve varsa eğrilik sebebi olan bantlar ortadan kaldırılır. Hipospadias ameliyatları oldukça önemli bir tecrübe gerektirir ve deneyimsiz cerrahlar tarafından gerçekleştirildiğinde çok ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Kısa olan idrar kanalını uzatmak için sünnet derisi kullanabildiğinden bu tip çocuklarda sünnet kesinlikle uygulanmamalıdır ve bebekte fark edildiğinde bir çocuk ürolojisi uzmanına danışılarak, en uygun yaşta tedavisi planlanmalıdır. Operasyon için en uygun yaş, bebek 6. ayını doldurduktan sonradır.

Kasık Fıtığı (Hidrosel, Kordon Kisti, Varikosel)
Bebeklerde ve çocuklarda kasık bölgesinde şişlik şeklinde kendini belli eden bazı bozukluklar çok sıklıkla görülmektedir. Bu problemler, çocuk üroloğu tarafından ayırıcı tanısı yapıldıktan sonra uygun tedavi gerçekleştirilmelidir. Çocuk fıtıkları, erişkinlerdeki gibi zorlanma sonucu oluşmazlar. Doğum sonrasında kapanması gereken kasık kanalı içerisindeki karın zarı çıkıntısının açık kalmasına bağlı meydana gelirler. Bebek ya da çocuk ağladığında karın içi basıncın artmasına bağlı karın içi organlar (çoğunlukla bağırsak) bu açıklığa girerek fıtığa sebep olurlar. Bağırsağın burada sıkışarak boğulması, kangrene sebep olur ve hayati tehlike yaratabileceğinden, en kısa sürede cerrahi olarak düzeltilmelidir.

Açıklığın dar olduğu durumlarda sadece karın içi sıvısı kanaldan girerek testis etrafında ve torbada içi sıvı dolu bir şişlik oluşturursa “hidrosel” olarak adlandırılır. Hidroselde kendiliğinden düzelme şansı olduğundan genelde 1 yaşa kadar ameliyat edilmeden beklenebilir. Bir yaşından sonra kaybolmayan veya büyüyen hidroseller ameliyat edilir. Bazen kanalın üstten ve alttan kapandığı ve ortada sıvının hapsolduğu durumlarda kordon kistinden söz edilir ve tedavi, hidroselde olduğu gibidir.

Varikosel, testis toplardamarlarının varisleşmesi durumudur. Genç erkeklerde çok sık karşılaşılan ancak özellikle ergenlik dönemindeki erkek çocuklarda da görülebilen bu durum kısırlığa sebep olabileceğinden önemlidir. Genellikle sol testisi tutan hastalık ağrı şikâyetine sebep olabilir.

Çocukluk Çağı Böbrek Taşı Hastalığı
Böbrek taşı hastalığının çok sık görüldüğü ülkemizde erişkinler kadar sık olmasa da çocuklarda bu hastalıktan etkilenmektedir. Çocuklarda görülen taş hastalığının erişkinlerdekine göre bazı farklılıkları vardır. Bu farklar;

Çocuklarda böbrek taşları, genellikle erişkinlerdeki gibi çok şiddetli ağrılara sebep olmazlar. Bu çocuklar genellikle hafif karın ağrılarından yakınırlar. Taş hastalığı olan çocuklarda belirtiler genellikle idrarda kanama ve/veya idrar yolu iltihabı ve buna bağlı yakınmalar şeklindedir.
Taş hastalığı olan çocuklarda böbrek, idrar kanalı ya da mesane de doğuştan gelen anatomik bozukluklar oldukça sıktır. Bu çocuklarda hem taş hem de taşı oluşturan bu anatomik bozukluk tedavi edilmelidir.
Taş hastası çocukların kan veya idrarında taşı oluşturan maddelerin fazlalığı ya da taş oluşumunu engelleyen maddelerin eksikliği sıktır. Erişkinlerde genelde böyle bir sebep bunamazken, çocuklardaki bu dengesizliklerin düzeltilmesi ile yeni taş oluşumları engellenebilmektedir.

Çocuklardaki böbrek taşı hastalığının tedavisinde ESWL (taş kırma) ve kapalı ameliyatlar (endoskopik ve perkütan) uygulanmaktadır. Bu yöntemler ile çocuklarda açık taş ameliyatları oldukça nadir uygulanır hale gelmektedir. Ameliyat ile taş veya taşlar ortadan kaldırıldıktan sonra çocukta yeniden taş oluşumunu engellemek için analizler ve koruyucu tedavi uygulanması gerekmektedir.

Çocuklarda İdrar Kaçırma
Çocukların gece idrar kontrolünü kazanma yaşı, genelde 2.5–3 yaş civarındadır. Ancak bu sürenin 5 yaşına kadar uzaması normal kabul edilebilir. 5 yaşından büyük çocuklarda gece ıslatmaları için genellikle bir davranış tedavisi ve takibinde ilaç tedavisi gerekmektedir. Yalnızca uykuda altına idrar kaçırma şeklindeki ıslatmalarda çocukta ciddi bir problem bulunmamaktadır. Bu tip bir rahatsızlık, toplumda çok sık görülen ve çocuğun ebeveyn ya da kardeşlerinde de sıkça rastladığımız klasik gece altına işeme (Enürezis Nokturna) problemidir. Bu sorun ödüllendirme ve alarm cihazları gibi şartlandırma tedavileri ile ya da mesane kapasitesini arttırıp, gece idrar üretimini azaltan ilaçlar ile yüksek oranda engellenebilmektedir. Ancak uyanık iken idrar kaçırma tamamen farklı bir durumdur ve altta yatan önemli bir mesane bozukluğuna işaret ediyor olabilir. Özellikle çocuk idrar yolu iltihabı geçiriyorsa, bu durum böbrek hasarına sebep olabilecek çok hastalığın ya da doğumsal bir anatomik bozukluğun göstergesi olabilir. Toplumda ya da konunun uzmanı olmayan hekimler tarafından yapılan en büyük hata, bu tip bir durumu klasik gece altına işeme (Enürezis Nokturna) ile karıştırmaktır. “Kendiliğinden geçer” diye beklenen böyle bir tablo çok ciddi, kalıcı böbrek ve mesane hasarlarına sebep olabilir. Bu çocuklar, mutlaka çocuk ürolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Vezikoüreteral Reflü (Mesaneden böbreğe idrar geri kaçışı)
Vezikoüreteral reflü, mesaneden idrarın tekrar böbrek kanalı ve böbrek içerisine geri kaçışı demektir. Bu durum, kendisini tekrarlayan idrar yolu ve böbrek enfeksiyonları ile belli edebilir. Özellikle böbreğin tekrarlayan enfeksiyonları, kalıcı böbrek hasarına ve ciddi vakalarda böbrek yetmezliğine sebep olabilir. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren ve sebebi açıklanamayan ateşlenmeleri olan bebek ve çocuklarda vezikoüreteral reflü mutlaka araştırılmalıdır. Aileler ve bazı hekimler tarafından yapılan en büyük hata çocuğun ateşli durumunu hemen boğaz iltihabına bağlayıp körlemeye antibiyotik tedavisi uygulanmasıdır. İdrar şikayeti olsun olmasın, sık sık ateşlenen çocuklar idrar yolu enfeksiyonu açısından araştırılmalı ve gerekirse vezikoüreteral reflü açısından değerlendirilmelidir. Vezikoüreteral reflü saptanmış çocukların kardeş veya kardeşlerinde de görülme olasılığı daha yüksektir. Vezikoüreteral reflü tanısı alan çocuklara koruyucu tedavi başlanır ve bu çocukların büyük çoğunluğunda reflü ameliyata gerek olmadan kendiliğinden düzelir. Ancak koruyucu tedaviye rağmen idrar yolu iltihabına sebep olan ve yeterli süre beklenmesine karşın kendiliğinden düzelmeyen veya böbrek hasarı yaratan reflüde cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Günümüzde ameliyat yöntemi olarak açık ve kapalı ameliyatlar, reflü tedavisinde kullanılmaktadır. Daha yeni teknikler olan kapalı ameliyatlar (endoskopik ya da laparoskopik) açık cerrahiye oranla daha konforlu ve ağrısız uygulamalardır. Deneyimsiz merkezlerde vezikoüreteral reflü ameliyatları böbreğin kaybına kadar gidebilen çok kötü komplikasyonlara sebep olabileceğinden, çocuk ürolojisinde uzmanlaşmış kişiler tarafından uygulanmalıdır.

Üreteropelvik Darlık (Üreterovezikal Darlık, Hidronefroz)
Böbreği mesaneye bağlayan idrar kanalının herhangi bir seviyesinde doğuştan gelen dar bir alan olmasına ya da bir damarın sıkıştırmasına bağlı ortaya çıkan durumlardır. Tek veya her iki böbrekte olabilir ve bu dar alandan idrar geçişinin yetersiz olmasının sonucunda böbrekte şişme ve genişleme ortaya çıkar. Durum fark edilip, tedavi edilmezse böbrek veya böbreklerin kaybına kadar götürebilir. Bazı çocuklarda ise idrar yolu ve böbrek iltihaplanmasına veya taş oluşmasına sebep olabilir. Günümüzde bu çocukların çoğunluğu, gebelik sırasında yapılan ultrason ile tanı almakta ve daha bebek doğmadan bu problem bilindiği için gerekli önlem ve tedaviler bebek doğduktan hemen sonra başlatılmaktadır. Bu sayede böbrek hasarı görülme riski çok azalmaktadır. Vakaların çoğunluğunu böbreğin hemen çıkışında bir dar alanın bulunduğu üreteropelvik darlıklar oluşturmaktadır. Bu bebek veya çocukların büyük çoğunluğunda ameliyat etmeden izlem gerekir ve vakaların çoğunluğunda böbrekteki genişleme ya kendiliğinden düzelir ya da böbreğe herhangi bir hasar oluşturmadan devam eder. Ancak darlığın ciddi olduğu çocuklarda böbrek fonksiyonları kötüleşir ve ameliyat edilerek darlığın giderilmesi gerekir. Doğumsal hidronefrozu olan çocukların yaklaşık %20’sinde ameliyat gerekli olacaktır. Böbrek fonksiyonlarında oluşabilecek kötüleşmeyi erkenden teşhis edip, geç kalınmadan müdahale edebilmek için bu çocuklar yakın takip edilmelidir. Ameliyat seçeneği olarak açık veya kapalı yöntemler uygulanabilir. Kapalı yöntemler laparoskopik ya da perkütan uygulamalardır ve açık cerrahiye göre daha konforlu ve daha kısa süre hastanede kalış gerektiren yöntemlerdir.


Puv
Mesane çıkışı idrar kanalında doğuştan perde olması ve idrar akışını engellemesi durumudur.

Nörojen Mesane (Spina Bifida)
Omurganın bir kanal oluşturmak üzere tam kapanamadığı ve en sıklıkla bel hizasında bir açıklığın oluştuğu (spina bifida-meningosel, meningomyelosel) durumlardır. Mesaneyi çalıştıran sinirlerdeki hasara bağlı olarak idrar yapma ve idrar tutma problemleri bu çocukların çoğunluğunda mevcuttur. Çocuk ürolojisi tarafından takip ve tedavi edilmeyen çocuklarda buna bağlı böbrek hasarı çok sık olarak görülür. Beyin cerrahisi tarafından bu tip açıklıklar ameliyat ile kapatıldıktan sonra bu çocukların idrar ve kaka yapma problemleri, çocuk ürolojisi tarafından izlenmelidir. Özellikle mesane basınçlarının çok yükseldiği çocuklarda böbreklerin bozulmasını engellemek için bu basıncı düşürücü uygulamalara başvurulmalıdır. Bu uygulamalar aralıklı sonda uygulamaları ve beraberinde mesane basıncını düşüren ilaçlar şeklinde olabilir. Bu tip yaklaşımların yeterli olmadığı çocuklarda ise, bağırsak ya da karın zarı kullanılarak mesaneyi büyüten ameliyatlar uygulanır. Çocuğun durumuna göre bu tip ameliyatlara idrar kaçışını engelleyen ya da sonda takmayı kolaylaştıran kanalların oluşturulduğu ameliyatlar da eklenebilir. Bu tip ameliyatlar, ileri derecede deneyim ve çocuk ürolojisinde uzmanlık gerektirir.

Çocuklarda İdrar Yolu Enfeksiyonu
Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, çok ciddi böbrek ve mesane bozukluklarına işaret edebileceği için erişkinlerdekine göre çok daha önemlidir. Bu tip çocuklarda iltihap aslında altta yatan hastalığın ortaya çıkardığı bir durumdur. Bunların en sık karşılaşılanları; mesane disfonksiyonu, vezikoüreteral reflü, idrar yollarında darlık, taş hastalığı şeklinde sıralanabilir. Bu gibi durumlarda idrar yolu iltihabını tedavi etmek bir çözüm değildir. Önemli olan altta yatan gerçek hastalığı teşhis edip tedavi etmektir.
Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, genellikle sinsi seyreder. Hafif tarzda karın ağrısı, idrara sık gitme ve idrar kaçırma, enfeksiyonun habercisi olabilir. İdrarda kan görülmesi sık karşılaşılan bir bulgudur. Ateşin eşlik etmesi çok önemlidir ve iltihabın böbreği tuttuğu anlamına gelir. Bu bulgularda mutlaka çocuk uzmanı ya da çocuk ürolojisi tarafından çocuk değerlendirilmeli ve gerekli testler yapılmalıdır.

Çocukluk Çağı Üriner Sistem Tümörleri (Böbrek ve Testis Tümörleri)
Erişkinlerdeki kadar sık olmasa da böbrek ve testis tümörleri çocuklarda da görülebilir. Bebek ve çocukların karın bölgelerinde ele gelen kitle böbrek tümörü açısından (Wilm’s Tümörü, nöroblastom) mutlaka araştırılmalıdır. İdrarda kanama, yine böbrek tümörünün bir bulgusu olabilir. Daha önceden testisinde problemi olmayan bir erkek bebek ya da çocuğun testisinde şişlik olması ve ele gelen sertlik, testis tümörü açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Konunun uzmanı hekimler tarafından erken tedavi çocuğun bu hastalıklardan tamamen kurtarılması anlamına gelir.

Cinsiyet Belirsizliği (İnterseks)
Doğan bebeğin dış genital organlarında belirsizlik olması, yani kız-erkek ayrımının yapılamaması ya da karşı cinse ait belirtileri taşımasına “interseks” adı verilir. Bu tip bozuklukların sebebi; kromozom bozuklukları, bazı hormonların eksik ya da fazla olması ve gebelikte kullanılması sakıncalı ilaçlara maruz kalma sayılabilir. 
Bu tip hastalar yeni doğan uzmanı, çocuk endokrinoloğu, çocuk üroloğu, çocuk psikiyatristi ve genetik uzmanından oluşan bir ekip tarafından en kısa sürede değerlendirilmelidir. Bu değerlendirilmenin sonucunda çocuğun hangi cinsiyete daha yakın olduğu belirlenmeli ve hangi cinsiyette devam edilmesinin kararı verilmelidir. Bu karar verildikten sonra bebek ya da çocukta cinsiyeti düzeltici birtakım tedavi ve ameliyatlar uygulanmalıdır. Bu tip tedavilerin çocuğun cinsel kimliğinin oluşmasından önce tamamlanması gerekmektedir. Aksi takdirde çocukta psikolojik yan etkiler kaçınılmaz olacaktır.