Kliniklerimiz › Kardiyoloji
Ana Sayfa  ›  Kliniklerimiz  ›  Kardiyoloji  ›  Sık Sorulan Sorular

1 - Kalp hastalıkları medya başta olmak üzere çeşitli platformlarda neden bu denli ön planda tutuluyor?
Türkiye’de ölüm nedenlerinin yaklaşık %55’i kalp-damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Bu hastalıkların tanısı, hayati önem taşımaktadır. Yapılan testler ile kalp hastalığı riski taşıyan kişiler tespit edilip, önleyici tedbirler sayesinde olası hastalığın önüne geçilebilmektedir.

2 - Kaç türlü kalp hastalığı vardır ve her hastaya aynı tedavi mi uygulanıyor?  
Kalp, elektrikle çalışan birbirine yapışık iki pompaya benzetilebilir. Bu pompanın benzin boruları, kalbin damarları (“koroner arterler” olarak adlandırılır), elektrik tesisatı iletim sistemi, silindir ve pistonlar da kalbin kasları ve kapakları olarak düşünülebilir. Hangi kısımda problem varsa, hastalığın tablosu da farklılaşır. Ancak bu kısımlardan birinin hastalığı, diğer bölümü etkileyerek onu da bozabilir. Örneğin kalp damarlarında tıkanıklık, hem kalbin bir bölümünün çalışmasına engel olabilir hem de kapağa yakınsa kapağın çalışmasını bozabilir

Koroner arter hastalığı (kalp krizi ve kalp spazmı), aort ve periferik arter hastalığı (aort ve diğer damar hastalıkları),, doğumsal kalp hastalıkları (kalp delikleri ve diğer damar anomalileri), kalp kapak hastalıkları (doğumsal ve romatizmal kapak hastalıkları),  kalp ritm bozuklukları ve damar hastalıkları, bu grupta tanı ve tedavisi uygulanan kalp hastalıklarıdır.   

3 - Bu hastalıklar, önceden yani kriz geçirmeden anlaşılabilir mi?
Evet. Özellikle şeker ve tansiyon hastaları, 45 yaş üstü erkekler, menopoz sonrası kadınlar, kolesterolü yüksek olanlar, eklem romatizması geçirmiş olanlar ve ailesinde (anne, baba, kardeş) kalp hastalığı öyküsü olanlar, kalp hastalıklarının daha sık görüldüğü kişilerdir. Bu kişilerde erken tanı önemlidir ve tetkikler bu kişiler için hayati öneme sahiptir. 

4 - Hangi şikayetler, kalp hastalığı belirtisi olabilir?

 • Göğüste baskı şeklinde kola sırta ya da çeneye yayılan ağrı (Çoğu hasta, “üzerimden bir kamyon geçiyor” diye tanımlıyor.)
 • Mide bölgesinde bütün vücudun soğuk terlemesinin eşlik ettiği ağrı
 • Özellikle yürümekle, soğuk havaya  çıkmakla ya da ağır  yemekle ortaya çıkan göğüs ağrısı ya da nefeste daralma
 • Nefes darlığı  ile birlikte olan bacaklarda  şişlik
 • Sırt üstü yatınca kötüleşen, oturunca geçen nefes darlığı
 • Çarpıntı ve bayılma 

5 - Yukarıdaki belirtiler yoksa ne zaman kontrolden geçilmelidir?

 • Eğer uzun süredir sigara ve/veya alkol kullanıyorsanız,
 • Diyabet ya da hipertansiyon hastası iseniz,
 • Kolesterolünüz yüksek ise,
 • Akut eklem romatizması geçirdiyseniz,
 • Stresli ve hareketsiz bir yaşamla birlikte fazla kilolu iseniz,
 • Ailenizde 45 yaşından küçük kişide kalp krizi, bypass öyküsü, balon stent öyküsü varsa
 • Erkeklerde 45, bayanlarda 55 yaşını geçtiyseniz, 
 • Tetkikleri yaptırmanızı ve doktor muayenesini ihmal etmemenizi öneririz.

6 - Anjiografi  damar tıkanıklığını kesin olarak gösteriyorsa her hastadan neden anjio istenmiyor?
Çünkü anjio, radyasyonlu  olan ve hastanın 24 saat hastanede kalmasını gerektiren pahalı bir işlemdir. Ölüm riski, on binde bir gibi düşük olmasına rağmen diğer tetkiklerden daha risklidir. Bu nedenle göğüs ağrısı şikayeti olan bir kişide genellikle daha ucuz ve kolay olan efor, eko, sintigrafi  gibi yöntemlerle başlanır. Bunlarda bir problem varsa anjio önerilir. Bu testler normal çıkarsa, damarda problem görülme riski son derece düşüktür. Açıkçası  anjiografi, hastalık bulgusu saptanılan hastalarda kullanılan bir yöntemdir. 

7 - Kapak hastalıklarının tanısında hangi yöntemler kullanılıyor? Her kapak hastası ameliyat olmak zorunda mı?
Kapak hastalıklarına muayene (kalpte üfürüm yani normalde duyulmayan  yabancı sesler) ve  ekokardiyografi ile tanı konur. Bazen “kalp kateterizasyonu” denilen anjio benzeri yönteme de başvurulabilir.

Kapak hastalıklarının  çoğu uzun süre belirti vermeyebilir. Şikayetler, en sık nefes darlığı ya da çarpıntı şeklinde olur. Şikayeti  olmayan bir kişide de  kapak hastalığı olabilir.  Bunların ortaya konmasında ekokardiyografi  önemli rol oynar. Üzerinde önemle durulması gereken diğer bir konu, her kapak hastalığı olan kişide kapağa müdahale gerekmediğidir. Ekokardiyografide her hastada  kabul edilebilecek miktarda  kapakta kaçak  saptanabilir. Öncelik, hastanın kendi kapağı ile yaşamasını devam ettirebilmektir.  Ancak kapak hastalığı, kalbe zarar vermeye başladıysa ki; bu ekokardiyografide belli olur, cerrahi müdahaleye karar verilebilir. Kapak hastalıklarına müdahale zamanını belirleyen en önemli faktör, kapak hastalığının ciddiyeti ve kişide  şikayete neden olup olmadığıdır. Genellikle  en önemli  şikayetler; 2-3 kat merdiven çıkma, düz yolda hızlı yürüme,  kişinin eskiden rahat yapabildiği işleri zorlanarak yapması ya da yapamamasıdır. Böyle şikayetlerle gelen kapak hastalarında cerrahi tedavi  gerekip gerekmediği incelenir. Kapağın değişmesi ya da tamiri gerekmiyorsa, ilaç tedavisi ve ekokardiyografi takibine alınabilir. 

8 - Çarpıntınız varsa ne yapmalısınız?
Hastalarda en sık görülen şikayet, çarpıntıdır. Her çarpıntı, kalp hastalığı ya da kalp krizi anlamına gelmez. Stres, ateş yüksekliği, panik ataklar,  tiroid problemleri de önemli çarpıntı sebepleridir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız, şikayet  anında  en yakın sağlık kuruluşuna başvurup EKG çektiriniz. EKG, hem zaman hem para kaybını önemli derecede azaltır, hem de en kısa sürede  tanı koyulmasını sağlar. O esnada çektiremediyseniz  ya da gidinceye  kadar çarpıntınız geçtiyse size  Holter EKG takılır ve 24 saatlik sürede ritm bozukluğu yakalanmaya çalışılır. Eğer çarpıntı; bilinç kaybı, bayılma, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve soğuk terleme gibi durumlara yol açıyorsa, mutlaka bir kardiyolog muayenesini öneririz.

9 - Muayeneye gelirken nelere dikkat etmelisiniz?
Doktorun amacı sizi ve varsa hastalığınızı en kısa sürede ve en iyi şekilde tanımlamaktır. Bu nedenle hastalığınızı bilmeniz, şikayetinizi açıkça ve günlük hayatta kullandığınız dil ile anlatmanız, başka bir hastalığınızın olup olmadığını söylemeniz, tansiyon hastası iseniz kan tahlili yapılacak olsa bile ilacınızı içerek gelmeniz (ilacınızı içmediğiniz zaman tansiyonunuz zaten yüksek çıkacaktır. Bu durum, size ek fayda sağlamayacaktır). Önceden yapılmış tahliller ve film raporlarını getirmeniz, yan etki yapmış ilaç varsa, ismini ya da ona ait bir kutu, reçete vs. getirmeniz yararlı olacaktır. Ayrıca hastalığınızla ilgili aklınıza takılan her türlü konuyu doktorunuza sormaktan çekinmeyiniz. 

Hemen ravdevu almak için tıklayınız